• evvelsi gün

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Yıllardır en çok kullandıkları cümle hayat tarzına müdahale
00:04etmeyelim, kutuplaşma olmasın, terçevesinde cümlelerdi. Alenen
00:09medyayı, medya kuruluşlarını ve bir takım şirketleri hedef
00:14göstererek aslında Türkiye'de kutuplaşmanın, telif haklarının
00:19kime ait olduğunu bir kere daha gösterdiler. Hayat tarzı
00:23konusundaki müdahaleci yaklaşımların müellifinin siyasi
00:28müellifinin kim olduğunu bir kere daha ııı göstermiş
00:32oldular. Şimdi bizim geçmişte bazı çeşitli zamanlarda
00:38yaptığımız boykot çağrılarından örnek vererek onunla mukayese
00:42etmeye çalışıyor. Birincisi şu, İsrail'den örnek veren
00:46bazıları var. Yani İsrail'in mallarının boykot edilmesiyle
00:51ilgili, İsrail'e herhangi bir şekilde ticaretin yapılmaması
00:54kararımızı aslında bunun üzerinde konuşmaya değmez ama
00:59maalesef bu boykot çağrısına karşı çıkmamızı bununla
01:03mukayese edenler var. Bir kere bakın İsrail'e karşı yürüttüğümüz
01:09boykotun temeli soykırımcılığı sebebiyledir. Soykırım bir
01:13insanlık suçudur. Bugün Avrupa Birliği işgal altındaki
01:19topraklarda üretilmiş ürünleri almaz. Onlara karşı bir yasak
01:23uygular. Yine Avrupa Birliği işgal altındaki topraklarda
01:28sözde üniversite altında ya da okul adı altında kurulmuş
01:33kuruluşların herhangi bir şekilde denkliğini kabul
01:36etmez. Onların statüsünü kabul etmez. Yani tutup da bizim
01:41soykırımcı bir siyasete karşı uyguladığımız çağrısını
01:45yaptığımız boykotla bunun ııı mukayese edilmesi gerçekten
01:50akıl dışı bir yaklaşımdır. Ikincisi yine geçmişte bizim
01:55bazı medya kuruluşlarına dönük olarak bazı medya
01:58kuruluşlarına dönük olarak söylediğimiz ifadeleri Sayın
02:01Özgür Özel geçen gün ııı gündeme getirmiş. Bakın o
02:05sözlerin söylediği tarihlere bakın. O sözlerin söylediği
02:09zamanki gündeme bakın. Orada bir siyasi tartışma yok. Tam
02:13tersine siyaseti yok etmek üzere siyaseti berhaba etmek
02:18üzere Türkiye'nin demokratik ortamını berhaba etmek üzere
02:21askeri vesayet ve yargı vesayeti üzerinden siyaset
02:27kurumuna ve demokratik iradeye yapılan saldırılara karşı
02:31ortaya koyulmuş bir iradedir bu. Yani yapılan tartışmalar o
02:36gün karşımızda herhangi bir şekilde bizimle siyasi
02:39tartışma yürüten ya da tercih hakkını kullanan biri vardı da
02:42ona karşı geliştirilmiş şeyler değil. Tam tersine bazı medya
02:47kuruluşları doğrudan demokrasimizi hedef alarak
02:51doğrudan seçilmiş iradeyi hedef alarak sivil siyaseti hedef
02:54alarak askeri vesayet ve yargı vesayeti temelinde konuşuyordu.
02:58Ve bu şekilde siyaseti zehirlemeye, demokrasiyi
03:02sakatlamaya çalışıyordu. Biz de ona karşı bir irade
03:06geliştirmiştik. Bunun da mukayese edilmesi aslında
03:09bahsettiğim Cumhuriyet Halk Partisi'nin şimdiki yönetiminde
03:13gerçekten siyasi analiz yapma, siyasi değerlendirme yapma,
03:17siyasi cümle kurma, siyasetin alfabesini bilme konusundaki
03:20eksiklikle ilgilidir ve bu eksiklik giderek ııı
03:24kronikleşmiştir. Burada bir şey daha ifade etmek isterim. Her
03:28yerde vatandaşlarımızın farklı görüşleri olabilir. Bütün bu
03:32süreçte bize en çok üzen şey bir üniversiteden yansıyan
03:35karşıt düşüncedeki üniversiteli kardeşlerimizin birbirine
03:40saldırmasıdır. Bütün hangi fikirden olursa olsun
03:44üniversitedeki kardeşlerimize, genç arkadaşlarımıza
03:47sesleniyoruz. Türkiye'de Türkiye'de hangi partiyi
03:51tutarsanız tutun. Hangi meşrepten olursanız olun, hangi
03:55mezhepten olursanız olun, kendinizi etnik olarak ne ne
03:58olarak adlandırırsanız adlandırın. Adlarımız farklı
04:02olabilir ama hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir. Bir
04:05genç orada demokratik protesto hakkına hakkını kullanmış. Ondan
04:10sonra diyor ki ben artık devletin hiçbir şeyinden
04:13faydalanamam. Beni hastaneler bile kabul etmez. Orada da bir
04:19polis kardeşimiz diyor ki öyle düşünme devlet sana yine bakar.
04:23Barbarlık olmasın, vandallık olmasın, herhangi bir şekilde
04:27şiddete bulaşılmasın, herhangi bir şekilde nefret dili,
04:30zehirli dil kullanılmasın, nefret siyaseti kullanılmasın.
04:33Bizim esas prensibimiz budur. Bu prensip korunduğu müddetçe
04:36herhangi bir mesele olması söz konusu değildir. Dolayısıyla
04:40karşı fikirlerdeyiz diye birbirlerine fiziki saldırı
04:43yapan üniversitedeki genç kardeşlerimize de söylüyorum.
04:46Oturun çimlerin üzerine karşılıklı olarak fikirlerinizi
04:50tartışın. Çimlerin üzerinde karşılıklı olarak görüşlerinizi
04:54tartışın. Ama fiziki şiddet hepinize zarar veren bir şey.
04:57Hiç kimse herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşı
05:01anayasaya kanunlara uygun olduğu sürece de demokratik
05:04protesto hakkını kullanıyor. Ama vandallığa geçit yok,
05:06barbarlığa geçit yok, şiddete herhangi bir şekilde müsamaha
05:10gösterilmesi söz konusu olamaz. Herkes şunu düşünsün. Yani kim
05:15evinin önünde barbarlık ister? Kim evinin önünde molotof
05:19kokteyli atılsın ister? Kim çoluk çocuğunun önünde canlar
05:23kırılsın, bir takım insanlar saldırılsın ister. Ama şimdi
05:26bakın görüyorsunuz Özgür Özel'in çağrılarının
05:30neticesinde birileri tutuyor, başka yerlere saldırıyor. Şimdi
05:35Sayın Özgür Özel hakkını yemiş olmayalım. Diyor ki ben herhangi
05:42bir şekilde fiziki şiddet ya da saldırı ııı olmaması için
05:46hassasiyet gösteren bir dil kullanıyorum diyor. Fakat
05:49tecrübeli bir siyasetçi, birazcık tecrübeli olan bir
05:52siyasetçi bu kadar kontrolsüz ve sorumsuz şekilde sokak çağrısı
05:59yaptığı zaman yani orada kullandığı cümleleri alt alta
06:03yazdığınız zaman bunun sonuçlarının kontrol
06:06edilemeyeceğini bilir, bilmesi gerekir. Bilmiyorsa o çağrıyı
06:09yapmaması gerekir, o makamda oturmaması gerekir. Onun
06:12sonuçlarının nereye gideceği bellidir. O yüzden bunun zaten
06:16dozunun ayarlanmasına bunun içeriğinin doğru bir şekilde
06:21kurulmasına biz zaten ııı siyasi tecrübe diyoruz. Onun
06:25dışındaki cümleleri herkes kurar. Dolayısıyla burada bunun
06:29ııı demokratik protesto hakkıyla bu şiddetin
06:33ayrıştırılması konusu demokrasinin esaslarından bir
06:36tanesidir. Ve buna herkesin çok ııı büyük bir hassasiyetle
06:41yaklaşması gerekir. En son gelinen nokta nedir? En son
06:46gelinen nokta nedir? Cumhuriyet Halk Partisi'ye genel başkanı
06:51Dayın Özgür Özel önündeki kitleye kitap satan bir firmayı
06:58hedef göstermiştir. Kahve satan bir firmayı hedef
07:01göstermiştir. Medya kuruluşlarını hedef
07:04göstermiştir. Yani düşünebiliyor musunuz? Özgür
07:07Özel'e kalsa kimin nereden kitap satın alınacağı alacağını
07:10söyleyecek. Kimin nereden kahve içeceğini söyleyecek. Yani
07:15kahve üzerinden kahve içmek üzerinden ki bir kahvenin kırk
07:22yıl hatırı var lafı bize ait bir laftır. Kahve içmek
07:25üzerinden ve nereden kitap alınacağı üzerinden toplumu
07:29ikiye bölmek, toplumda kutuplaşma yaratmak şu anki
07:33Cumhuriyet Halk Partisi genel başkanının etiketi haline
07:36gelmiştir. Diyor ki biz demokratik olarak boykot ııı
07:41hakkımızı kullanıyoruz. Siz boykot hakkınızı
07:43kullanmıyorsunuz. Kullandığınız değil, kullandığınız tehdit
07:47dili ve kullandığınız zehirli dil doğrudan hedef gösterme
07:52geliyor. Şimdi o firmalara o firmaların birtakım mekanlarına
07:56bakın bazı saldırılar oluyor. Yani kahve üzerinden ve kitap
08:00üzerinden nasıl bir şey yap ııı bir tartışma oluşturdunuz.
08:06Dolayısıyla bu sizin muhalefet edeceğiz diye kırmızı kart
08:11gösterme siyasi kabiliyetsizliğinizden daha büyük
08:18bir kabiliyetsizlik olarak daha büyük bir kutuplaştırma
08:20faaliyeti olarak ortaya çıktı. Yıllardır her kürsüye
08:24çıktıklarında konuşuyorlar. Hayat tarzına müdahale
08:27etmeyelim. Kutuplaşma olmasın diye işte en son gelinen noktada
08:31Cumhuriyet Halk Partisi'nde bu yönetimin getirdiği yer kimin
08:34nereden kitap alacağına, kimin hangi televizyonu seyredeceğine,
08:37kimin hangi kahveyi içeceğine dair bir kutuplaşma üretmekten
08:42ibarettir. Değerli arkadaşlarım tabii burada biz bu günlerden bu
08:49kadar gün geçtikten sonra da herkese sağduyulu olmayı
08:53tavsiye ediyoruz. Yani burada farklı görüşlerin olması bu
08:58yargı süreçlerine, gündemdeki konulara dönük olarak gayet
09:01doğaldır. Ama bunun yolu demokratik bir ııı çerçevede
09:07demokratik bir siyasi dille tartışmaktan geçer. Bu derece
09:11zehirli bir dille tartışmak bunu bu hale sokmak sonucu
09:16demokrasinin birtakım imkan ve kabiliyetlerini kullansanız
09:19da demokratik süreçleri zehirlemek anlamına gelir.
09:22Özellikle demokratik haklarını kullanan genç arkadaşlarımıza
09:27şunu söylemek isterim. Kesinlikle birbirinize karşı
09:30husumetle bakmayın. Birbirinize yan bakmayın. Kimin sizin
09:36nereden kitap alacağınıza karışmasına müsaade etmeyin.
09:39Sizin hangi kahveyi içeceğinize kimsenin karışmasına müsaade
09:43etmeyin. Kitabınızı alın, kahvenizi alın, üniversitelerin
09:47çimlerinde oturun. Protestanızı yapacaksanız yapın, karşılıklı
09:51olarak konuşun. Birbirlerinize karşı fiziki bir müdahalede
09:55bulunmayın. Sonuçta yarın bu ülkeyi sizler yöneteceksiniz.
09:58Bugün bu tartışmayı Cumhuriyet Halk Partisi'nin ortaya
10:01koyamadığı bu medeni üslubu hep beraber gerçekleştirelim ve
10:06ülkemize sahip çıkmaya devam edelim. Tabii hepimizi çok
10:10üzen ve çok rencide eden Sayın Cumhurbaşkanımızın şahsına
10:16merhum annesine, muhterem ailesine dönük olarak kullanılan
10:19bu galiz ifadeleri bir kere daha lanetliyoruz. Bunu
10:25yapanların tabii ki Emniyet Güçleri tarafından hızlı bir
10:28şekilde İçişleri Bakanımız açıkladı. Tespit edildiğini
10:31biliyoruz. Bugün de bir ııı Böyle bir eylem oldu. Birisi
10:37tarafından ve buna da gereği yapıldı. Bu lanetli bir
10:41eylemdir. Bakın bu haysiyetten ve şereften yoksun insanların
10:46yapacağı işlerdir bunlar. Biz Sayın Cumhurbaşkanımızın
10:50şahsına merhum annesine, muhterem ailesine karşı bu
10:55zehirli dilin kullanılmasına karşı AK Parti olarak bütün
10:59gücümüzle gereken mücadeleyi her zeminde veririz. Bu bizim
11:04kırmızı çizgimizdir. Ve bu konuda hiç kimse sabrımızı
11:08test etmemelidir. Açık ve net bir şekilde bunu ifade
11:12ediyorum. Her yolla bununla mücadele ederiz. Bu haysiyet ve
11:17şeref yoksunlarına herhangi bir şekilde müsaade etmeyiz. Tabii
11:22başka siyasetçilerin aileslerine, çocuklarına,
11:26eşlerine dönük bir takım yanlış ifadeler olduğunda da bize daha
11:32önce de sordular, şimdi de soruyorlar. Tek tek söylememe
11:35gerek yok. Hepsine karşıyız. Hepsini reddediyoruz. Hiç
11:38kimsenin annesine, babasına, eşine, çocuklarına dönük
11:42olarak şahsına dönük olarak da galiz ifade kullanılmamalıdır.
11:46Kötü bir ifade, hakaret ifadesi kullanılmamalıdır. Bu bizim
11:50temel prensibimiz. Biz zaten en temel prensib olarak şunu
11:53söylüyoruz. Aile konuları siyasi mücadelenin bir parçası
11:58olmamalıdır. Aile konularını siyasi mücadelenin parçası
12:01yapanlar bizden değildir. Sizler siyasetçi olsun ister
12:07herhangi bir vatandaşımız olsun hiç kimsenin ailesine
12:12saldırılmasına gönlümüz razı gelmez ve buna karşı çıkarız.
12:16Annelere, babalara özellikle annelere ve babalara, eşlere
12:21ve çocuklara hakaret ifadesi, galiz ifadeler kullananlar bunu
12:25kime karşı kullanırsa kullansın asla bizden değildir. Bizim
12:29böyle bir üslubu tahsip etmemiz, bu üslubun bize ait
12:33bir üslup olduğunu düşünmemiz hiçbir şekilde mümkün değildir.
12:36Biz bunu bu üslup kime ait olursa olsun reddederiz. Bu
12:39üslup bizde bizim reddettiğimiz bir üsluptur. En temel
12:43hassasiyetlerimizden ııı bir tanesidir. Anneler, babalar
12:47azizdirler. Her birine hürmet ederiz. Aynı şekilde eşlerin
12:52ve çocukların da saygınlığının korunması konusundaki
12:55hassasiyetimiz her zaman çok temel bir ııı hassasiyettir.

Önerilen